Etobur İngilizcesi Ne Demek? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden Bakış
İstanbul’da ya da başka bir büyük şehirde yürürken, kafanızı sağa sola çevirmeniz bile bazen sosyal yapılarla ilgili size çok şey anlatabilir. Sokakta gördüğüm, toplu taşımadaki, işyerindeki çeşitli sahneler, bana toplumdaki etkileşimleri ve dilin bu etkileşimlerde nasıl bir rol oynadığını düşündürtüyor. “Etobur İngilizcesi” gibi bir terimi duyduğumda da, bir anda kafamda bir sürü soru işareti beliriyor. Etobur İngilizcesi ne demek? Aslında, bir bakıma bu soru dilin toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle nasıl iç içe geçtiğiyle ilgili çok şey söylüyor.
Etobur İngilizcesi: Kısaca Tanımlayalım
“Etobur İngilizcesi” terimi, bazı ortamlarda “hayvan gibi konuşmak” veya “agresif bir şekilde iletişim kurmak” anlamında kullanılır. Bu ifade, genellikle sert, tehditkar ve bazen de üstünlük taslayan bir dil tarzını tanımlar. Kısacası, sosyal ilişkilerdeki güç dinamiklerini ve baskı mekanizmalarını yansıtan bir dil biçimidir. Ancak dilin bu şekilde kullanılmasının toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adaletle nasıl ilişkili olduğunu düşündüğümüzde, konu daha derin bir hale gelir.
Toplumsal Cinsiyet Perspektifi: Etobur Dil ve Erkeklik Kodları
Birçok insanın etrafındaki dili, özellikle erkeklerin kullandığı dili gözlemlediğimde, etobur İngilizcesinin bir tür erkeklik kodu haline geldiğini fark ettim. Her ne kadar zamanla daha fazla insanın toplumsal cinsiyet kalıplarını sorgulamaya başlamış olmasıyla birlikte, hâlâ toplumsal olarak erkeklerden “sert”, “güçlü” ve “dominant” bir dil kullanmaları bekleniyor. Bu dildeki etoburluk, bazen aşırı iddialı, bazen de kibirli bir tavırla kendini gösterebilir.
Toplu taşımada sıkça gözlemlediğim bir sahneye örnek verelim: Bir grup genç erkek, sıkışık bir otobüsün içinde yüksek sesle konuşuyor. Konu, her ne kadar sıradan bir şey olsa da, ses tonları, kelimeleri ve birbirlerine olan tutumları bir rekabet ortamını yansıtıyor. Burada dilin, toplumsal cinsiyet rollerinin bir yansıması olarak işlediğini görebiliyoruz. “Etobur İngilizcesi” bu gibi durumlarda, konuşan kişinin güç gösterisi yapmasının ve bulunduğu grupta kendini daha üstün hissetmesinin bir aracı oluyor.
Benim için bu tür sahneler, dilin toplumsal cinsiyetle nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Bir erkeğin daha az etobur bir dil kullanması, genellikle “zayıf” veya “yetersiz” olarak algılanabiliyor. Toplumda hâlâ erkeklerden belirli bir tavır ve dil bekleniyor ve bu, etobur İngilizcesi gibi dilsel araçlarla pekiştiriliyor.
Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifi: Etobur Dilin Marjinalleri Dışlaması
Etobur dilin çeşitlilik ve sosyal adalet açısından da önemli sonuçları olduğunu düşünüyorum. Bir yandan, bazı insanlar bu tür dili kendilerine güç ve özgüven aracı olarak görse de, diğer yandan bu dil, dışlanmış ve marjinalleşmiş gruplar için ciddi engeller oluşturabiliyor. Düşünsenize, iş yerinizde ya da sosyal çevrenizde, etobur bir dil kullanan bir kişinin “güçlü” olduğunu düşündüğünüzde, doğal olarak o kişinin “güçsüz” olarak algılananlara karşı daha üstün olduğunu hissediyorsunuz.
Bursa’da çalıştığım sivil toplum kuruluşunda, dilin toplumsal eşitsizlikleri nasıl beslediğini gözlemleyebiliyorum. Mesela, bazı kadın çalışanlar ya da LGBTQ+ bireyler, etobur dil kullanılan toplantılarda kendilerini dışlanmış hissedebiliyor. “Etobur İngilizcesi” burada, sadece dilin sertliğini değil, aynı zamanda “farklı” olanları dışlama anlamına geliyor. Bu durum, sosyal adaletin sağlanmasında büyük bir engel oluşturuyor.
Biraz daha farklı bir perspektiften bakmak gerekirse, etobur dilin, çeşitliliği ve kapsayıcılığı engelleyen bir yapı taşı olduğunu görüyorum. Bu tür dil, sadece sosyal gruplar arasında mesafe yaratmakla kalmaz, aynı zamanda adaletli ve eşit bir ortamda çalışan insanların kendilerini güvende hissetmelerine de engel olur.
Etobur Dilin Zararları: Sosyal İlişkiler Üzerindeki Etkisi
İstanbul’da, ya da dünyada nerede olursa olsun, etobur dilin sosyal ilişkilerdeki olumsuz etkileri oldukça belirgindir. Topluluk içindeki insanlar, özellikle de güçsüz hissedenler, bu tür dilin baskısına girebilirler. Toplu taşımada gördüğüm, etrafı sadece kendi sesiyle dolduran kişiler, bazen kendi egolarını şişirirken, diğerlerinin varlığını unutur gibi davranıyorlar. Oysa bu tür bir dil, çoğu zaman anlamlı ve sağlıklı bir iletişim kurmaktan çok, insanların arasındaki mesafeyi artırır.
Bireysel ilişkilerde de etobur dil kullanmak, samimi ve güvene dayalı bağlar kurmayı zorlaştırır. İnsanlar birbirlerine güvenmeye başlamadan önce, karşılarındaki kişinin dilini ve tutumunu gözlemlerler. Birinin sürekli etobur bir dil kullanması, onu savunmasız hale getiren kişileri korkutabilir, onları bir ilişkiye girmeye ikna etmek çok daha zor olabilir. Etobur dilin sosyal ilişkilerdeki bu engelleyici rolü, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet gibi önemli meselelerle doğrudan ilişkilidir.
Sonuç: Etobur İngilizcesi ve Dilin Gücü
Sonuç olarak, etobur İngilizcesi ve bu tür dil kullanımları, sadece bir kelime ya da ifade olarak kalmaz; toplumsal yapıları, güç dinamiklerini ve ilişkileri şekillendirir. Dil, sadece iletişimin bir aracı değil, aynı zamanda kimliklerimizi ve toplumsal rollerimizi pekiştiren bir araçtır. Toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet açısından, dilin nasıl kullanıldığını, kimin neyi nasıl söylediğini sorgulamak, daha adil bir toplum yaratma yolunda önemli bir adımdır.
Etobur dilin, sadece dilbilgisel bir konu olmadığını, aynı zamanda sosyal yapıyı belirleyen bir faktör olduğunu unutmamalıyız. Hepimiz, dilin gücünü fark ederek, daha kapsayıcı ve adil bir topluma doğru adımlar atabiliriz.