İsa’nın Son Sözü Nedir? Biraz Mizah, Biraz Düşünce
İzmir’de bir kafenin köşesinde otururken, aklıma gelen bir soru vardı: “İsa’nın son sözü nedir?” Bu soruyu sormak, birinin en derin felsefi düşüncelerine daldığı an gibi gelmesin sakın. Tamam, belki biraz abartmış olabilirim ama bazen çok ciddi düşünmek yerine, işin içine biraz da mizah katmak, insanın ruhunu ferahlatıyor. Bir yandan da içimdeki ciddi düşünce canavarı uyanıyor tabii. Hadi bir yandan da gerçekten merak ediyorum, İsa’nın son sözü neydi, yani o an ne hissediyordu? Düşünsenize, bu kadar önemli bir anda, o kadar insanı kurtarma çabası içinde, son bir cümle kuruyorsunuz ve o cümle tarih oluyor. Gerçekten neler oluyordu? Yoksa “Valla, karnım çok açtı, bir şeyler yiyebilir miyiz?” gibi bir şey mi söylemişti? Bu soru biraz fazla kafamı karıştırdı gibi…
İsa’nın Son Sözü: Gerçekten O Kadar Ciddi Mi?
Hadi biraz düşünelim. İsa’nın son sözünü bir duyduğumuzda ne hissediyoruz? “Tüm iş bitti, herkesin günahı affedildi” mi dediler? Yoksa “Bunu mu giyeceğim, o kadar mı aç kaldım?” gibi bir soru mu sormuştu? Sonuçta, günün sonunda insanlar hep “günahların affı” gibi büyük sözler duymayı bekliyor. Ama İsa’nın ne dediği hakkında pek çok spekülasyon var. Eğer İsa’nın son sözleri “Tanrım, Tanrım, beni neden terk ettin?” gibiyse, o anki gerilim, stres ve tabii ki vicdan azabının etkisi olabilir. Ama gelin biraz da bu durumu kendi hayatımıza uyarlayalım.
Mesela bir günün sonunda, birinin “Beni neden terk ettin?” diye ağlamasını düşünün. Şimdi de İsa’nın son anına benzer bir sahne hayal edelim. Bir insan en zor anında bile, “Yok be, bırak şimdi, şaka yapıyorum, aramızda kalsın,” dediğinde, acaba gerçekten şaka mı yapıyordur, yoksa az önce yaşadığı anı hala sindirmeye çalışıyordur? İsa’nın son sözüyle ilgili o kadar derinlemesine düşündük ki, gerçekten ne söylendiğini, o anın ne kadar önemli olduğunu merak etmek değil, bu durumun bize ne öğrettiğini soruyoruz.
İçimdeki Komedyen: İsa’nın Son Sözü, “Biraz Zeytinyağlı Enginar mı?”
Beni tanıyorsanız, bir anı düşünün: Akşam arkadaşlarla oturuyoruz, ve sohbet ne kadar derinleşirse derinleşsin, bir anda hepimiz bir şekilde çok komik bir yere geliyoruz. Mesela ben de bazen gerçek hayatta İsa’nın son sözüyle ilgili böyle düşünceler içinde kaybolurum: “Acaba o kadar önemli bir anda son bir şaka yapmış mıdır?” Bu kadar yüklü bir şeyin sonunda, belki de bir enginar tezgahına bakıp “Biraz zeytinyağlı enginar mı alsak?” demiştir. Kafamızdaki bu komik sahneler, çoğu zaman gündelik hayatımızın ağırlığından kaçmamıza yardımcı olur. Hani şu an dünyadaki en büyük soruyu sormak yerine, İsa’yı bir an için hayatımızın sıradan anlarına dahil etmek. Bu da galiba bizi bir nebze rahatlatıyor.
“Ya ama gerçekten o kadar ciddiydi, sen nasıl bu kadar hafife alıyorsun?” diyecekler olabilir. Ciddiyet başka bir şey, ama biz de çoğu zaman hayatı fazla ciddiye alıp, unutuyoruz. Belki de İsa’nın son sözü bu yüzden önemli. Çünkü biz ne kadar ciddiyet içinde kaybolursak kaybolalım, bazen bir şaka, bir gülümseme, her şeyin anlamını değiştirebilir. Belki de İsa da, o an bir gülümseme veya şaka ile kendini rahatlatmak istemiştir, kim bilir?
Sonuçta, İsa’nın Son Sözü Ne? (Hala Biraz Şaka, Biraz Düşünce)
İsa’nın son sözüyle ilgili herkesin farklı bir yorumu olabilir, ve bu yorumlar, bizim o anda ne hissettiğimizle çok alakalı. Belki de “Beni neden terk ettin?” demek yerine, “Vallahi bir dilim tatlı yediğimde daha mutlu oluyorum” demiştir. Kimbilir? Hayat, bazen beklenmedik anlarda bizlere tam da ihtiyacımız olan şeyi sunuyor. Bir gün belki de gerçekten derin bir düşünceyle yüzleşirken, o anın komik bir detayıyla karşılaşıyoruz. Her şeyin sonunda, İsa’nın son sözü de bizlere, her şeyin bir anlamı olduğuna dair bir hatırlatma gibi kalabilir.
O yüzden, belki de hayatı bu kadar fazla ciddiye almak yerine, bazen İsa’nın son sözünü bile hafifçe sorgulayarak, ne kadar komik olabileceğini düşünmeliyiz. Kim bilir, belki de hayatın gerçek amacı, o kadar da ciddi olmamakta ve en zor anlarda bile gülümsemekle ilgilidir. Çünkü belki de İsa’nın son sözü “Biraz tatlı yesek?” gibi bir şeydir. Ve bu, hayatın en büyük gerçeklerinden biri olabilir. Kimbilir, belki de her şey gerçekten bu kadar basittir. O yüzden, biraz gülüp geçmekte fayda var. Bunu da şaka olarak bırakıyorum, çünkü biraz rahatlamak lazım, değil mi?